
Bir kozmetik firmasının reklam filminde rol alan Ayşegül Aldinç’in yakında yeni bir albümü çıkacak. Son yıllarda güzelliğe ve spora merak saran sanatçı, ‘Röportajlar yapıyorum, orada burada resimlerim çıkıyor, o yüzden gramajım çok önemli’ diyor
HIZIR TÜZEL
İSTANBUL – Kadınlardaki bu ‘güzel olma’ meselesi asırlardır sürüp gidiyor. En güzel olmak, en genç görünmek, en şahane olmak… Çok zor bir uğraş gibi geliyor ama kadınlar hiç üşenmeden bunun için çalışıyorlar. Muhtemelen Kleopatra’dan beri bu böyle. Fakat son zamanlarda o kadar çok gündemde ki bu mesele, bazıları da zorla, istemeden o güzelliğin belirsiz çekiliciliğine itiliyorlar gibi geldi bana.
Sağlıklı olmak elbet iyi bir şey ama bütün yıl yiyip içip, bikini giymeye çeyrek kala olmadık zayıflama yöntemleri uygulamaları, yağ boşaltımı operasyonları geçirmeleri ne kadar zor veya başka bir açıdan ne kadar yararlı? Oysa ki ‘Kalpler güzel olmalı’ diyorum inceden bir geyik olarak.
Bu güzellik durumu kozmetikçileri de hayli sevindiriyor haliyle. İkide bir ‘mucizevi ilaçlar’ çıkarıyorlar. Televizyon reklamlarında Ayşegül Aldinç’in rol aldığı ürün gibi. Lakin Ayşegül Aldinç deyince bir duracaksın bir defa. Zira kendisi bu ülkenin en yetenekli, en (çok) güzel, en (biraz) soğuk, en gizemli, en (görüldüğü kadarıyla) yalnız, en kendine yeten (bir de en hemşire ve en arkadaş!) insanlarından biridir bana göre. O da takmış kafayı güzel olmaya. Kamplar yapıyor, kilo vermek için rejimler uyguluyormuş meğer…
Kusura bakmayın ama siz çok güzel bir kadınsınız, neden kendinizi böyle yoruyorsunuz ille de?
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden. İnsanlar o güzel kadının güzelliğini devam ettirmesini istiyor, kilo bazında da bu böyle oluyor. Topluca ve çok güzel yüzlü bir kadın modeli oluyorsun. Gençlik insanın nasıl aklında, fikrindeyse, duygusundaysa, bedeninde de olmalı diye düşünüyorum. Onun için bunu süre olarak da korumak için sağlıklı yaşamanın koşulları ve kurallarını epey bir zamandır bünyeme almış bulunuyorum. Son 10 yılda kafayı biraz değiştirmemle beraber bu da başladı. Ama son 10 yıl içinde benim daha toplu zamanlarım da oldu. Şimdi de sıfır beden değilim ama ben hayatım boyunca çok ince bir kadın olmadım zaten, 25 yıl önce de böyleydim.
Yani hep dikkat mi ettiniz?
Hayatta porsiyonları hep düzgün yedim. Gidişat içinde bazen doğal olarak, rahat bir döneminde bu artıveriyor. Mesela hayatında bir sevgili varsa durum değişiyor, sevgiliyle çok güzel yiyip içiliyor. Mutluluktan mıdır nedir, ‘Haydi yiyelim içelim, zevk alalım hayattan’ durumu oluyor. O çok feci bir şey. Bir de ortadayım ben, varım yani. Röportajlar yapıyorum, orada burada resimlerim çıkıyor, o bakımdan gramajım çok önemli. Bir de spor yapıyorum, spor çok önemli. Bunu en başta kendin için yapıyorsun, çünkü için rahatlıyor. Şişman olduğum zaman elbise üstümde güzel durmuyor diye, bazı yerlere gitmekten vazgeçtiğim olurdu. Kadın olunca böyle zaafların oluyor. Kaldı ki bizim işimiz bu. İlla ki dikkat etmek durumundasın. Bu aslında bütün kadınların ortak derdi ama bizim işimizde biraz daha fazla.
Siz kullanıyor musunuz bu reklamını yaptığınız ürünü?
Bu bir güzellik serumu. Krem, anında gençleştirici özelliği olan bir şey. Genç kadınlar kullanıyor ama taze kalabilen kadınlar da kullansa iyi olur bence. Ben de o yüzden böyleyim. Bu arada genlerime de şükran borçluyum.
Bırakalım bu güzellik meselesini de, bu hayatta kendinizi doğru ifade edebildiniz mi diye sorsam?..
Yıllardır değişiyorum, mesela son 10 yılda çok değiştim. İçimdeki sıcak Ayşegül daha çok dışarı çıkmaya başladı. İnsanın kendisiyle barışmasıyla ilgisi var bunun. Kaldı ki insanlar yaş aldıkça kendilerini daha çok beğenmezler, hani ‘hey gidi günler hey’ olur ya, bende öyle olmuyor. Yani giderek kendimi daha çok seviyorum, bir beğenme değil bu, aman yanlış anlaşılmasın! Kendimi beğenmediğim zamanlar oluyor, o tamamen psikolojik. Aslında hep kendimi ifade etme çabasındayım. Hâlâ da biriyle röportaj yaparken hep buna çalışıyorum. Dikkat et mesela, bu tip röportajlarda insanlar hep kendini mükemmel ortaya koyma çabasında. Ben iyi-kötü her şeyimi söylerim, çünkü insanım ben. Zaten Posta gazetesinde yazılarım çıkıyor, kendimle acayip dalga geçen de bir tipim. O yazılarla kendimi iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. Hiçbir zaman polemik insanı olmak istemedim. Neysem oyum sonuçta.
Zaten böyle biri olmak için bir şey yapmıyorsunuz. Ne film, ne dizi, ne albüm… Hiçbir şey yok ortada. Ne polemiği olacak ki?..
Gelen projeleri beğenmiyorum.
Ama çok da değer kaybına uğramadım seçimlerimle. Zaten günümüzde insanlar yapmadığı şeylerle değer kazanıyor galiba. Hayatımda her şey benim istediğim oranda geldi, anlatabiliyor muyum? Çok daha fazla talep vardı. Talepkâr olsan yaparsın, yapacak aklım, fikrim, zekâm, her şeyim var Allah’a şükür. Annem beni böyle yetiştirdi, kabahat onda. Ne acayip şey, annem beni hiç de iyi yetiştirmemiş. Hırs yok. Yaptıklarımın fazlasını yapacak biriyim, birçok yönüm var yaptığım işlerde hiç mahcup olmadım. Ama annem beni alçakgönüllü biri olarak yetiştirmiş, aslında iyi etmiş. İyi de halt etmiş, böyle olmasaydım en azından çok daha fazla param olurdu. Şimdi gayet iyiyim ama daha çok gücüm olurdu belki.
Yine de bir gizli bir hayran kitleniz var gibi…
Düzgün buluyorlar sanırım. Çünkü elini ayağını beğenen, aklını beğenmez, demek ki bir bütünlük buluyor bende. O bütünlük de genelde çok zor bulunan bir şeydir. Bu beğeni ve hayranlığı hissetmek için ben de kendimde bu bütünlüğü arıyorum. ‘Hem yetenekli, hem akıllı, hem konuşması düzgün olsun, hem zarif olsun. Anlayışlı olsun ama dangalak olmasın’ istiyorum. Bu benim en doğal hakkım. Bilmiyorum, beğeniyorlar, bazıları da karısı beni kıskanacak diye söylemiyor.
‘Biz sadece arkadaşız!’
Ayşegül Aldinç, Şerif Gören’in yönettiği ‘Katırcılar’da çok iyi bir oyuncu olduğunu göstermişti. Ama toplam beş filmde rol aldı. İyi bir ses ama ancak dört albüm yaptı. Şimdi beşinciyi hazırlıyor, o ayrı. Pek istikrarsız bir hal görüyorum onda. Beri yandan, en istikrarlı olduğu konuysa uzun yıllar birlikte olduğu müzisyen Orhan Topçuoğlu olmuş. Bakınız, kendisi bu konuda neler diyor: "Öyle bir ilişki içindeyiz ki sevgili değiliz ve başkaları bu ilişkiye hiçbir şey söyleyemez. Söyleyecek olan varsa bizimle olmasın, ne onunla, ne benimle filan gibi… Biz artık birbirimizin insanıyız, akraba gibi olmuşuz, arkadaştan öte, başka bir bağ var. Ama sevgililik başka bir şey, yani her birimizi tepe tepe kullanabilir insanlar. Durumu iyi okumak lazım. İkimizin de hayatında yeni insanlar olursa bizim birbirimizle farklı bir ilişki adına görüşmediğimizi bilmeli ve onu hesap etmeli. Kıskançlık nedir? Paylaşmak istemezsin. Ama bizimki o kadar farklı bir boyuta geldi ki, kıskanılacak hiçbir şey yok. Biliyorum, belki bu bir temenni kalır. Yani karşıdaki insan ‘Rahatsız oluyoruz galiba’ derse, ona göre daha dikkatli olurum."
Kaynak:http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=221807
0 cevap so far ↓
There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.