Röportaj

‘Koca Kafalar’ küçük kafalı çıktı

Temmuz 26, 2007 · Yorum Yapın

Kanal D’de yayımlanan ‘Koca Kafalar’ isimli program insanı bol bol güldürüp derin derin de düşündürüyor. Çünkü bazen o kadar muhalif, saldırgan ve o kadar saçmalar ki, izlerken insan sinirden kahkaha krizine tutulabiliyor.

HIZIR TÜZEL

İSTANBUL – Bazı insanlar vardır çevremizde. Ne olduklarını, ne düşündüklerini, hayatta ne yapmaya çalıştıklarını anlayamazsınız. Kimi zaman gayet mülayim, ince espriler yapan bir insanken, bir anda magandanın önde gideni olurlar, sayıları da epeycedir.

İşte Kanal D’de yayımlanan ‘Koca Kafalar’daki iki koca kafa tiplemesi aklıma bunları getirdi. Programı izlerken bir ara gülmekten katıldım. Çünkü montajlar o kadar yaratıcı ve hoş yapılmış, metinler o kadar zekice ve acayip ki, insan izlerken sinirden gülmeye başlıyor. Ayrıca ilkokuldan beri bir tür saygı da duyarım ben koca kafalı insanlara. Çocukluktan beri bilirim okumayı en çabuk onlar öğrenir, en zor problemleri onlar çözer. Sonra başarılı işadamları, çok dayanıklı politikacılar, fizik profesörleri, astronotlar, ünlü sporcular (örneğin Maradona sadece kafasını tartsan 20 kilo gelir. Boşuna atmamış o golleri yani) filan da hep onların arasından çıkıyor.

Okulda tanıştılar

Ekranda koca kafalı olarak izlediğimiz palabıyıklılardan biri Berk Tokay, Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü’nü bitirmiş. Kafa hacmi ekrandakinin tam aksine küçük bile sayılabilir. Lakin belli ki hacim küçük ama işlevi büyük… Ona "Nereden eklenti yaptın bu koca kafalığa?" diye sordum, anlattı: "İnternette, kendi sitemde böyle şeyler yapıyordum. Sonra okulda Vural ve Varol’la (diğer koca kafa ve yapımcı) tanışmam dolayısıyla bu işler başıma geldi. Aynı zamanda metin yazarlığını da yapıyorum programın."

Hemen o ince soruyu soruyorum: "Kafanın cüssesi mi, içi mi daha önemli, ne dersin?" ‘Soruya bak hizaya gel’ durumu ama hemen toparlıyor: "İkisi de değerli. Biri görüntüde komik olmasını sağlıyor. Bir de kafa büyük olunca beyin de büyük oluyor, o da önemli yani. Bazı politikacılara bakınca kafalarının normal insanlara göre büyük olduğunu görüyoruz. Süleyman Demirel mesela…"

Karakterin avantajları

Başka avantajı var mı peki bu durumun? Varmış: Gerçek hayatta hiç kimse gidip durduk yerde, bozulduğu birine ‘Sen n’apıyon lan orada?’ diyemez. Ama bizim tiplemeler sonuna kadar diyor bunu. Keşke biraz öyle olabilseydim diye de düşünmüyor değilim. Fakat onlara da yani böyle aleni konuşup, atan tutanlara da insanlar deli gözüyle bakıyor. Normal dediğimiz insanların gerçek hayatta böyle şeyler, böyle koca kafalıklar yapabilmesi biraz zor tabii."

Diğer koca kafa Vural Yaşaroğlu (yapımcı Varol’un kardeşi ve karikatürist Erdil Yaşaroğlu’nun kuzeni). Bilkent Üniversitesi ‘Tiyatro ve Oyunculuk Bölümü’nden mezun olan Vural da, ‘küçük kafalı’ denilen tiplerden biri aslında. Ona ‘koca kafa’yı oynamanın nasıl bir şey olduğunu sordum. Ekranda sadece kafanız, onun da bıyık ve peruktan dolayı bir kısmı görünüyor. Sadece mimiklerle oynuyorsunuz, nasıl iştir bu? İşte cevap:

"Bir oyuncunun elini kolunu, bedenini hareket ettirmeden oynaması çok zordur. Fakat bizde öyle bir şey yok, sadece kafa mimikleriyle oynamak zorundayız. Aslında zor olan da bu. Oyunculuk eğitimi aldığım için başta çok zorlanıyordum. Bir süre sonra alıştım. Robert de Niro, ‘Bir oyuncuyu en iyi ifade eden şey gözleridir’ demiş. Bence de öyle. Ayrıca bizim karşımızda biri de yok. Duvara bakarak oynuyoruz. Sanki karşımızda biri varmış gibi, onları görüyormuşuz gibi yapmaya çalışıyoruz. Çok zor, bir dakikalık çekim bazen bir gün boyu sürüyor. Ama artık tecrübe edindik, elimizi kolumuzu oynatmadan oynayabiliyoruz."

Vural’a programın içeriğinin ne olduğunu da sordum. Bir hayli karışık çünkü. Ama Vural ne yaptıklarının farkında: "Aslında muhalefet yapıyoruz. Biz de bu renkli kutunun içindeyiz ama o programları, dizileri, siyaseti yani her şeyi eleştiriyoruz. Belki biz de öyleyiz bilemiyorum ama halk adamlarıyız biz. Halkın rahatça dile getiremediği şeyleri biz rahatlıkla bu programda dile getirebiliyoruz."

Herkesin muhalif yanı var

"Gerçekte böyle koca kafalı olmak ister miydin?" diye soruyorum, pek niyetli değilmiş. İnanmadım, naz yapıyor gibi geldi bana:

"Yok hayır, ekrandaki gibi koca kafalı olmak istemem. Bunun yanında aslında muhalif bir yanım vardır. Programdaki kimliğimin dışında Vural olarak da, birçok şeye muhalif olurum, saldırırım, eleştiririm. Fakat programdaki kadar da koca kafalı olmak istemem doğrusu. Ama insanın hakkının yendiği yerlerde her zaman koca kafalı olmaya varım. Çünkü bu ülkede birçok şeye muhalif olunabiliyor, ülkemiz yaşam şartlarını göz önüne aldığımızda 100 tane madde sayabiliriz. Herkesin kendi muhalif bir yanı vardır. Örneğin ben futbol camiasını düzeltmek isterim, diğeri işsizliğe çare arar. Ama yine de ben sanat derim. Tiyatro eğitimi almış biri olarak sanatın ve sanatçının daha gelişmesini, sanata değer verilmesini isterim. Yani herkesin muhalefeti kendine."

Az daha unutuyordum. Programın sunuculuğunu Özgü Namal yapıyor, onu da söyleyeyim yani.

‘Ekipçe gücümüzü internetten alıyoruz’

‘Koca Kafalar’ın yapımcısı ve fikir babası Varol Yaşaroğlu imiş. Yönetmenlerse Erhan Öz ve Kadir Turnalı. Onları da es geçmeyelim, çok uğraşıyorlar, bizzat gördüm çünkü. Varol’un kafa boyutu da standartlar dahilinde. Böyle güler yüzlü, hayata pozitif bakabilen insanlardan. İTÜ İnşaat Mühendisliği’ni bitirmiş, İstanbul Üniversitesi’nde mastır da yaptıktan sonra bütün bunların boş işler olduğunu düşünüp karikatürist olmaya karar vermiş. Ve olmuş. Şöyle ki:

"Aslında karikatüristim. Gırgır’da filan yayımlanıyordu karikatürlerim. Halen de birtakım dergilere vinyet karikatürler yapıyorum. Sonra karikatür macerasını internette sürdürmeye başladım. Cihat Hazardağlı’yla başladı televizyon çalışmaları. Özel televizyonların yeni kurulduğu dönemde siyasi içerikli programlar yapıyorduk. Sonra internette çok yetenekli insanlarla tanıştım, örneğin Berk’le. Kendi sitesinde çeşitli tiplemeler yapıyor ve çok beğeniliyordu. Birlikte Kanal D’ye bir program önerdik. ‘Grafi2000.comedy’ diye bir program yaptık. Format itibarıyla Türkiye’de, hatta dünyada bir ilkti. Bütün ünlüleri animasyonla bir araya getiriyorduk. Üç yıl sürdü. Hatta Özel Radyo ve Televizyoncular Derneği bir halkoylaması yaptı, 2004 yılında en iyi eğlence programı bizimki seçilmişti. Biz ekip olarak gücümüzü internetten alıyoruz. Hem bilgisayarı çok iyi kullanan hem de mizah yetenekleri olan bir ekibiz. O teknikle mizah bir araya geldiğinde çok değişik formatlar ortaya çıkmaya başladı. ‘Koca Kafalar’ da öyle çıktı… Onun üzerine metinler filan yazılmaya başlandı. Önce Dream TV’de çıktı koca kafalar, sonra ‘Dobra Dobra’ ve şimdi de bu program. Çok özel bir projeydi ve insanlar buna inandı. Kanal D acayip destekledi."

Kaynak:http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=227995&tarih=26/07/2007

Kategoriler: Grup · Hızır Tüzel röportajları

0 cevap şu ana kadar ↓

  • Henüz hiç bir yorum yok... Hemen aşağıdaki formu doldurarak tartışmaya başlayın.

Yorum Yapın