Röportaj

Yoksa ‘kul’un fikri mi?

Ağustos 16, 2007 · 1 Yorum

Son sayısında din ve kadın ilişkisini ele alan Pazartesi dergisinin ileri gelenleri, seçim sonuçları ışığında bu ikircikli mevzuya nasıl dokunduklarını anlattı.

AYŞEGÜL OĞUZ


1995 yılında yayın hayatına başladı Kadınlara Mahsus Dergi Pazartesi. Çıktığı ilk andan itibaren feminist bir kadın dergisi olarak kadın hareketinin ve kadınların gündeminden, haklarından yana tavrıyla Türkiye’de feminist dergiciliğin kalesi oldu. Bir süre önce aylık periyottan vazgeçti ve şimdi üç aylık yeni formatıyla altıncı sayısını çıkardı. Bugüne kadar aşk, cinsellik, annelik, beden ve emek konulu dosya konularını tartıştılar. Son sayının dosya konusu ise ‘din’. ‘Kadınların ezilmesi Allah’ın emri mi, Kul’un fikri mi’ başlığıyla tartışıyorlar dini ve şunu soruyorlar: ‘Erkek kulun kadın kuldan üstün olduğu fikri mesela dini bir emir olabilir mi?’ Dindarlığın ve muhafazakârlığın yükselişine tanık olduğumuz seçimlerin ardından Pazartesili kadınlar Beyhan Demir ve Handan Koç’la buluştuk…

Feministler neden din konusunu şimdi tartışma ihtiyacını duydular?

Beyhan Demir: Dinsel öğretilerin erkek egemen buyrukları kadınların hayatını doğrudan ve içten etkiliyor. Tek tanrılı dinlerle kadınlar arasındaki ilişki hep kadınların aleyhine… Bulunduğumuz bölge, erkek egemen dinsel ideoloji, tarikat, aşiret, mezhep kaynıyor. Öte yandan ABD işgali ve batıdan esen Müslüman düşmanlığının etkisi söz konusu. Sonra uzun bir süredir dinin toplumsal-politik hayattaki yerinin güçlenmesini isteyen sağ-muhafazakâr siyasal güçlerin iktidarda olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Biz feminist düşüncenin Türkiye’nin rejim tartışmasına sıkıştırılmamasını istiyoruz. Bu da demokrasi klişelerinin dışına çıkılarak olabilir. Bir de bu sayıda geçen 10 yılda tartıştıklarımızı aktarıyoruz. Mesela Gonca Kuriş’in öldürülmesini yeni kuşak bilsin istiyoruz. Din konusunu ele alırken önemsediğimiz iki şey vardı: Birincisi dinin kişiye mahsus bir konu olarak ele alınmasına duyduğumuz ihtiyacı belli etmek, ikincisi de dini söylemdeki erkek egemenliğinin dindar kadınlarca sorgulanması.

AKP iktidarı geçen dönemde kadınlara neler yaptı?

B.D.: AKP iktidarının icraatlarını TCK tartışmalarından, zina meselesinden, sığınmaevleri konusundaki duyarsızlıklarından ve Tayyip Erdoğan’ın ‘Kadının yeri evidir’ cümlesinden takiple özetlemek mümkün. AKP’nin muhafazakâr-liberal politikalarının şu ana kadarki kısmı yapacaklarının da ‘teminatı’ gibi görünüyor. Mor Çatı, son altı ay içinde yapılan başvurulardan çıkardığı sonuçları açıkladı. Sonuçlar sorunuza tek başına cevap olabilir: Mor Çatı’ya başvuran her iki kadından birinin talebi sığınak. Son altı ayda Mor Çatı’ya aile içinde yaşadığı şiddet nedeniyle yapılan başvuru sayısı 664. Bu kadınların yaklaşık yarısının yaşamları tehdit altında ve acil sığınak talepleri var. Oysa, İstanbul’daki sığınaklarda sadece 200 kadına yer var. Daha ne diyelim…

2004′ün 8 Mart’ında AKP kadın kollarının düzenlediği kadın şûrası basılmıştı…

B.D.: Evet, o şûraya gittik. O dönem kadından sorumlu bakan Güldal Akşit’in Güldünya Tören’in öldürülmesinden sonra hâlâ sığınaklara gerek yoktur diyebilmesine, AKP muhafazakârlığının kadınları kocalara muhtaç bırakan politikalarına karşı sözümüzü söyleyecektik. Ama güvenlik görevlilerince konuşmamız engellendi. Şu aralar AKP’nin demokratlığından bahsetmeyi çok sevenlere de bu konuyu hatırlatmış olalım bu vesileyle…

Gündemin en sıcak maddelerinden biri de eşi türbanlı olan Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağı. Türbanlı eşi olan bir cumhurbaşkanı bu ülkenin kadınlarına ne sağlar sizce?

H.K.: Tesettürlü bir kadın, ben erkeklerin nefsini uyandırmamak için birinci dereceden yakınım olan erkeklerin dışında kimsenin yanında saçlarımı göstermemeliyim emrine uyuyorum diyor. Abdullah Gül’ün saçları ortadayken, o nefs uyandırabiliyorken, eşinin tek saç telini bile bize göstermemesi kadınların özgürlük davasına ne yarar sağlar bilemiyorum.

Meclis’te 50 kadın milletvekili var artık. Bu bir zafer mi?

H.K.: Hayır. Seçilen kadınların siyasal geçmişleri, kimin kızı veya karısı oldukları veya kimin yanında yıllardır çalıştıkları incelenmeye değer. Parti ’sahipleri’ bu sene elbette kadın hareketinin etkisiyle de daha çok kadın atadılar diyebiliriz. DTP’li kadınlar ise kendi mücadelelerinin sonucu olarak girdiler. Onlara seviniyoruz.

KADER’in seçimler öncesinde yaptığı ‘bıyık’lı kampanya da tartışmalara vesile olmuştu…

H.K.: Sonuçta en önemli tartışma KADER Başkanı Seyhan Ekşioğlu’nun AKP’den aday olmak üzere başvuru yapmasıyla yaşandı, bu adaylık manşetlere taşındı ama Ekşioğlu’nun adaylığı çizildi. Zaten kadın hareketiyle bağlantılı hiçbir aday hiçbir partiden kabul görmedi. Demek ki kadınlara değil, ama kadın hareketinin fikirlerine karşı bir tutum var.

Bugün kendine feminist diyenlerin sayısı azalıyor mu sizce? Şu anda kimler okuyor kadınlara mahsus Pazartesi’yi?

H.K.: Vallahi bilmiyoruz. Sanki gitgide çoğalıyor ama. Bir anket çalışması da doğruladı ki, ‘Feministler haklıymış’ demeye başlayan kadınların sayısı çoğalıyor. Evlilikte mal paylaşımı, ikinci eş filan derken, fikirlerimiz ev kadınlarına da ulaşıyor… Fakat dergi dağıtım tekelleri bir kâbus. Okuyucularımızın gözlerinin önüne, vitrinlere çıkaramıyoruz dergiyi, ama sağ olsunlar, bizi takip eden insanlar var…

Kaynak:http://www.radikal.com.tr/ek_haber.php?ek=cts&haberno=6896

Kategoriler: Grup

1 cevap şu ana kadar ↓

  • seyhan // Nisan 15, 2008 7:40 am

    merhabalar
    tebrikler
    haberdar olmak isterim e-mail bilgi gonderirseniz sevinirim
    saygilar
    kolayliklar
    sd.

Yorum Yapın